Aşk Acısı mı? Bağımlılık Mı?

Aşk acısı belki de üzerine en çok şiir yazılan, şarkı bestelenen hatta uğruna insanları derin buhranlara sürükleyecek kadar acı veren, hepimizin yakından tanıdığımız bir acıdır. Herkesin bu kadar iyi bildiği, kendisi yaşamamış bile olsa etrafında mutlak yaşayan birilerine denk geldiği bir duyguyu yok sayamayız elbette ancak çekilen acının aşktan mı yoksa bağımlılıktan mı kaynaklandığına bakmak ve böyle bir durum varsa “farkına varmak” birçok şeyi değiştirebilir.

Her gün binlerce insan bu yıkıcı ve zehirli bağımlılık nedeniyle öz saygısını ve onurunu bir kenara itiyor. Bu insanların ortak özellikleri en başta aşk acısı ile bağımlılığı birbirinden ayıramayışları ve tabii bu ayrımı yapamadıkları için doğru noktaya bakamamalarıdır.

İlişkilerini bir bağımlı gibi yaşayan insanlar hiçbir zaman sağlıklı, dengeli ve mutlu ilişkiler kuramazlar. Başlarda her şey güzel gitse bile zaman içerisinde ilişkinin içerisinde bir rehine konumuna gelir ve sürekli olarak kendi istek ve ihtiyaçlarını, değerlerini, duygularını, onurlarını ve ilkeleri feda ettikleri bir kısırdöngünün içinde sıkışıp kalırlar.

Duygusal bağımlılıkta da aynı diğer bağımlılık türlerinde olduğu gibi şiddetli bir ihtiyaç söz konusudur ve bu ihtiyacın doğurduğu alışkanlıktan vazgeçmek hiç de kolay olmayabilir. Bu ihtiyaç bir başkası tarafından sevilme, değer görme, beğenilme, kendini bir ilişkiye ya da kişiye ait hissetme, sahiplenilme vb bir ihtiyaç olabilir. Bu ihtiyaç veya ihtiyaçlar ilişkinin başında bir müddet giderildiği için, her şeyin yolunda gitmemeye başladığı dönemde bile ihtiyacın karşılanacağı beklentisi ile mutsuz ilişkiye devam edilir ve bir uyuşturucu gibi algıları kapatır.

İlişki Bağımlısı Mısınız?

Aslında ilişki bağımlıları, madde bağımlıları gibi kolayca fark edilebilecek belirtiler göstermezler. Hatta kendileri bile bunun farkında olmayabilirler. Çünkü aslında her şey normal seyrinde ilerler ve acı çektikleri zaman da bunun “aşk acısı” olduğunu zannettikleri için ne kendileri ne de yakınları böyle bir durumdan şüphelenmezler bile.

İlişki bağımlılarını iki ana başlık altında anlatabiliriz;

  1. Sevgilisi olmadan yaşayamayanlar
  2. İlişkilerinde mutsuz olsalar bile vazgeçemeyenler

Hayatlarında sevgili ya da eş olarak biri olmadan yaşayamayanlar için birine sahip olmak ihtiyacı ön plana çıkarken, ikinci tip bağımlılardaysa ne pahasına olursa olsun yaşadıkları biriyle birlikte olma durumunu devam ettirme ihtiyacı vardır. Aslında birbirinden çok da keskin çizgilerle ayrılmayan bu iki tip bağımlılıkta ortak özellikler ise yalnız kalma korkusu, sevilmeme korkusu, sürekli bir başkasından takdir ve onay alma ihtiyacı, kendi başına birey olamama, öz kimlik yoksunluğu, öz güven ve öz saygı eksikliği ve terk edilme korkusudur diyebiliriz.

İlişki bağımlıları yaşadıkları ilişkide büyük sorunları olsa bile ki buna aldatılma, psikolojik ve fiziksel şiddet vs de dahildir, ne pahasına olursa olsun ilişkiyi sürdürmek isterler. Hayatlarında sevgili ya da eşleri olmadığında ya da ilişkileri bittiğinde boşluğa düşeceklerine hatta yaşayamayacaklarına inanmışlardır. Bu korkudan dolayı kötü giden ve mutsuz oldukları ilişkilerin içinde saplanıp kalırlar.

Partnerden alınan ve eksikliğini duydukları bir duyguya hitap eden besin, bağımlıların karar alma yetilerini zaman içerisinde köreltir ve aynı madde bağımlılarında olduğu gibi yıkıcı sonuçlar doğurabilir.

Peki Ne Yapabiliriz?

Bir sigara tiryakisinin sigara içmeye devam ederek bu tiryakilikten kurtulması mümkün değildir. Aynı şekilde duygusal bağımlılığı olan insanların da içinde bulundukları ilişkiyi bitirmeleri neredeyse imkânsızdır çünkü o ilişkiyi bitirmek onlar için neredeyse ölümle eşdeğer bir durumdur.

Kendinizi hiç “ben neden yanlış kişilerle yanlış ilişkiler yaşıyorum” derken buldunuz mu? Ya da bir arkadaşınızdan “beni de hep böyleleri buluyor, hiçbir ilişkimde mutlu olamadım” serzenişini duydunuz mu? Muhakkak ki iki durumdan biri size tanıdık gelecektir.

Tekrar tekrar aynı olumsuz durumu yaşamanın sebebi, bir önceki kötü deneyimden yeterli dersi çıkartamamak yani aslında yaşanılan şeyin aşk ya da aşk acısı değil bir tür bağımlılık olduğunu fark edememektir. Öz saygısı ve öz güveni düşük, kendini sevmeyi bilmeyen insanlar bunları başkalarından almaya ihtiyaç duyarlar. Ve sevilme, sayılma, değer bulma, onaylanma ve takdir edilme gibi ihtiyaçlarını karşılayan kişi ve ilişkiye bağımlı hale gelirler.

Nasıl Yüzleşebiliriz?

  • İlk adım kabul etmektir. Duyguları derinlemesine inceleyip zehirli bir ilişkiyi sürdürmek için neden çabaladığımızı anlamamız gerekir.
  • Arkadaşlık, aile, iş arkadaşlığı ve romantik ilişkiler de dâhil olmak üzere bütün ilişkilerin temelinde hem kendimize hem de karşımızdakine duyduğumuz saygı olmalıdır. Bu olmadan ilişkilerin sağlıklı ve mutlu bir şekilde sürmesi mümkün değildir.
  • Birine bağlanmak ile bağımlı olmak arasında çok ciddi farklar vardır. Birine bağımlı olduğumuzda yozlaşırız ve kendimize saygımızı kaybederiz. Potansiyelimizi yaşayamayız. Bu tür ilişkiler zehirli ve yıkıcıdır. Bağımlılık takıntılı bir ihtiyaçtır.
  • Sevilme, takdir edilme, onaylanma, değer görme vb ihtiyaçlarımızı karşılayacak olan bir başkası değildir. Bu ihtiyaçlarını kendisi karşılayamayan birey, ihtiyacını giderecek birini bulur ve bağımlılık başlar. Bu nedenle eğer böyle bir ihtiyacımız varsa önce bu ihtiyacı sorgulamalı, gerekliyse bununla alakalı yardım almalı ve sonra bir ilişkiye başlamalıyız.

Şimdi kendimize şu soruyu sorma vakti: bizi zehirleyen ve mutsuz eden, bizi yıkan bir aşk/ilişki mi istiyoruz yoksa dinginlik, huzur ve sağlık mı? İkincisini seçmek kolay olmayabilir, alınacak yol uzun ve meşakkatli olabilir ama sonu mutlaka çok daha sağlıklı ve güzel olacaktır. Şüphesiz ki ilk yoldan gidenlerin hayatları ise hep kısa süreli çıkışları takip eden uzun süreli dipleri görecektir.

Tercih sizin.